Dr. İdris ARAZ

Dr. İdris ARAZ

M. Akif ile mana aleminde söyleşi

24 Aralık 2024 14:34 Boğaziçi Eğitim Derneği 489

M. Akif ile mana âleminde söyleşi

 

 

“Rahmetle anılmak… Ebediyyet budur amma / Sessiz yaşadım, kim beni nerden bilecektir?” diye hayıflanmıştınız bir zamanlar, fakat bilmelisiniz ki sizi hatırlamak bir yana, unutmak ne mümkün üstat.

            Yine yaklaştı 27 Aralık, hüzün kapladı yüreğimin şair yanını. Böyle kar yağışlı bir günde göçüp gitmiştiniz aramızdan. Ama üstadım, bir lahza olsun uyanın da hemdem olup ağlaşalım; elemim bir yüreğin kârı değil, paylaşalım.

            Hani, annenize rağmen babanız pozitif eğitim almanızı tercih etmiş, dinî eğitiminizi ise kendisi üstlenmişti. Nitekim yirmi yaşında bir yandan üniversiteyi birincilikle bitirmiş, diğer yandan genel İslamî ilimlerle birlikte hafızlığı da tamamlamıştınız.

 

Çünkü milletlerin ikbâli için evlâdım

Marifet bir de fazîlet iki kudret lâzım

 

Biz,  bizzat örnek olarak gösterdiğiniz yolda yürüyemedik. Ne annelerimiz ne de babalarımız eğitimin iki kanatlı bir kuş misali olacağını kavrayabildi. Kimimiz çocuklarının sadece dünya ikbâli ile ilgilendi, abdestsiz namazsız bir nesil yetiştirdik. Kimimiz ise İslam’ı şekilsel birkaç ritüele indirdi, zamaneden habersiz softalar türettik.

 

Kaç hakîkî Müslüman gördümse hep makberdedir

Müslümanlık bilmem amma galiba göklerdedir

 

İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin

Ne mezarlarda okunmak ne de fal bakmak için

 

Ya açar Nazm-ı Celîlin bakarız yaprağına

Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına

           

            Evet, üstadım, yüz sene önce böyle uyardınız bizi. Ama sanırım, biz bir arpa boyu yol almış değiliz daha. Yüce Kur’an, gerçek manada kendisini okuyan, anlayan, tahlil edenleri yeryüzünün varisleri kılarken, Ömerler, Selahaddinler, Mehmetler cihana adalet dağıtırken şimdi bu esaret, bu zillet neyin nesi? Neden gerçek müminler, sadece tarih sayfalarında?

Hastalanmış, bîtap düşmüş ümmetin yeniden dirilmesi, silkinip kendine gelmesi için Kur’an reçetesi elimizin altında, ama biz idrak edemedik üstadım. Nakış işlemeli kılıflara hapsettik reçetemizi, adeta idam fermanıyla duvarlara astık. Yaşayanlara inmişken, muhatap biz diriler iken, kitabı ölülere hasrettik.

 

Çalış, dedikçe şeriat çalışmadın durdun

Onun hesabına birçok hurafe uydurdun

 

Âlemde ziya kalmasa halk etmelisin halk

Ey elleri böğründe yatan şaşkın adam kalk

 

            Üzgünüm üstadım. Utanıyorum, gözlerim yerde. Ne babalarımız yattığı yerden kalkabildi ne de biz şaşkınlığımızı üzerimizden atabildik. Oysaki âlemde ışık olmasa, biz yaratmalıydık onu. Yeryüzü bu kadar zulmete boğulmuşken bir meşale tutuşturmalıydık. Aramızdaki bazı gafiller daha da ileri gitmez mi? Din adına birçok hurafe uydurup hal-i pür-melalimizin sebebi olarak İslam’ı görmez mi? İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme Allah’ım!

 

Alınız ilmini Garb’ın alınız sanatını

Veriniz hem de mesainize son süratini

 

            Evet, üstadım. Ne o dönem anlaşıldı çağrınız, ne de bu dönem. Japonlar ilmini, sanatını, teknolojisini aldı Batı’nın ve bugün Batı ile boy ölçüşmek bir yana, onu geride bırakmış durumda. Seksen sene önce Japonya’nın yerle yeksan olduğuna kim inanır 2. Dünya Savaşı’nda.

            Oysaki biz iki yüz yıldır yerimizde sayıyoruz. Batı’nın ilim, sanat ve teknolojisi dışında her şeyini aldık. Şapka ile, kravat ile, frak ile çağdaşlaştığımızı zannettik. Ama işin aslı öyle değilmiş.

Yeni yeni anlamaya başladık üstadım. Özümüze, din-i mübinimize dönmemiz gerektiğini, hakkıyla İslam’ı yaşadığımızda izzet ve şerefin orada olduğunu geç de olsa idrak ettik.

 

Bir zamanlar ne büyük hem ne büyük milletmişiz

Gelmişiz dünyaya ilm irfan nedir öğretmişiz

 

            Evet, üstadım, kimi şeylerin idrakine vardık. Lakin bir yandan ümmetin hal-i pür-melali içimi sızlatmakta: sefalet, cehalet, tefrika… Diğer yandan zamanımızın müstekbirleri mazlum ümmeti kan ve gözyaşına boğmuş durumda…

Kendimi yalnız, bitkin, çaresiz hissediyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Efendim, buyurun üstat!

 

Korkma, yılma!

Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz

Bu yol ki hak yoludur dönme bilmeyiz yürürüz

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir

Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir

 

Âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak

Alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak

Yorum Ekle

İlk Yorumlayan Siz Olun!

YAZARIN SON 5 YAZISI

Tüm Yazıları
Boğaziçi Eğitim Derneği

Boğaziği Eğitim Derneği Kurumsal Web sitesi.

Boğaziçi Eğitim Derneği

İstiklal Mah. Hamikoğlu Sok. No:16
44320 Battalgazi / Malatya

Dernek Yazılımı: Medya İnternet™ - Dernek Sitesi Kulga © Tüm Hakları Saklıdır.