
GENÇLİK ÇALIŞMALARINDA BAZI TEMEL İLKELER
Gençlik kavramı genellikle ergenliği de kapsayan 11-25 yaşları arasındaki dönemi ifade eder. Bu dönem sahip olduğu bazı karakteristik özellikleri ile gelişimin diğer dönemlerinden bazı açılardan farklılaşmaktadır. Örneğin gençlerin, yaşam hakkında kuşatıcı, bütüncül bir kavrayışa yöneldikleri için dine ilgi duydukları, daha önce öğrendiklerini gelişen zihinsel kapasiteleri ile sorguladıkları ve inançlarına sağlam dayanaklar aradıkları ifade edilmektedir. Ayrıca gençlik dönemi kimlik gelişiminde temel bir aşamadır ve idrak arayışı (anlam arayışı), bireysel dini yönelim, benmerkezcilik, idealizm gibi kavramlar etrafında ele alınmaktadır. Bununla birlikte gençlik dönemi bağlanma, cinsellik, bağımlılık, dini istismar ve aşırılık gibi kavramların belirginleştiği bir dönemdir. Gençlik döneminde ortaya çıkan bu yeni durumlar bu dönemi kendi içerisinde değerlendirmeyi beraberinde getirmiştir.
Bu nedenle gençlerin dini ve manevi gelişimini bütüncül bir yaklaşım etrafında ele almakta fayda vardır. Eğitim, psikoloji ve teolojinin sağlamış olduğu veriler bir bütün olarak ele alındığında gençlerin din eğitiminde bazı temel ilkeler ön plana çıkmaktadır. Gençlik çalışmalarında verimli bir din eğitimi için bu ilkeleri göz önünde bulundurmakta yarar vardır. Söz konusu ilkeler gençlik döneminin gelişimsel özellikleri ve modern pedagojinin gençlerin eğitimiyle ilgili yaklaşımlarına dayanmaktadır.
1. Öğrenme Alanlarını Bütünleştirmek: Eğitim alanında yapılan çalışmalar Bloom ve arkadaşları tarafından geliştirilen ve bireyin öğrenmelerini bilişsel, duyuşsal ve psikomotor olarak ayıran taksonomiyi esas almaktadır. Bu sınıflandırma din eğitimi için de geçerlidir. Çünkü din eğitiminin temel hedefi bireyi zihinsel, duyuşsal ve davranışsal olarak belirli bir olgunluğa eriştirmektir. Bu açıdan kişinin hem bedenî hem zihnî hem de kalbî yönünü göz önünde bulunduran bir din eğitimi anlayışına ihtiyaç vardır. Kişinin yalnızca dinî bilgiye sahip olmasından ziyade, bu bilgiyi bir yaşam şekli olarak ortaya koyabilmesi önemlidir.
Kur’an’da sıkça geçen "İman eden ve salih amel işleyenler..." ifadesi, kişinin dini bilgiyi sadece zihinsel olarak öğrenmekle kalmayıp, aynı zamanda hayatında uygulamasını vurgular. Bu konuda en önemli görev eğitimcilere düşmektedir. Günümüz eğitimcilerinin daha donanımlı olması, birçok parametreyi göz önünde bulundurması gerekmektedir. Alan bilgisinin yanında, eğitim yöntemlerine hâkimiyet, zamanın ruhuna ve dünyada olup bitenlere aşina olmak önemlidir. Burada teoloji (din) alanından gelen verileri eğitim ve psikolojinin varsayımları ile bütünleştirmek artık kaçınılmaz bir gerekliliktir.
2. Farklılıkları Dikkate Almak: Gençlerin ergenlik dönemindeki bilişsel gelişimi, gençlerin sürekli bir öğrenme ve gelişim içerisinde olması verili durumu göz önünde bulundurmayı beraberinde getirmiştir. Eğitim araştırmacıları öğrencilerin farklı şekillerde öğrendiklerini öne sürmüşlerdir.Farklı öğrenme alanları arasında görsel, işitsel, dilsel, kinestetik, mantıksal, sosyal ve bireysel öğrenme vardır. Gençlik çalışmalarında genellikle, öğrencilerin oturup bir konuyu dinledikleri, bazı videolar ve power pointler aracılığıyla işitsel ve görsel olarak desteklenen eğitim materyalleri kullanılır. Ancak her öğrenci işitsel veya görsel bir öğrenici değildir. Bazıları, bir hocanın etrafında şekillenen, sosyal bir yönü olan eğitim ortamlarına ihtiyaç duyar. Diğer bazıları günlük tutmayı veya not almayı tercih eder veya bedenen katıldıkları, vücutlarını kullanmalarına izin veren fiziksel öğrenmeye ihtiyaç duyabilirler. Öğretim stillerini sadece görsel ve işitsel olarak sınırladığımızda, kaçınılmaz olarak bazı öğrencileri dışarıda bırakıyor olabiliriz. Kur'an’da, "Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır..." (Nahl, 16/125) ayeti, eğitimde yöntemin önemini vurgular. Eğitimciler, kişilerin durumuna göre uygun yaklaşımlar benimsemelidir.
3. Teolojik Konuşmalar Yapmak: Ergenlik döneminin başlamasıyla birlikte ‘anlama arayışı’ önemli bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır.
Gençlerin bu arayışlarında desteklenmesi gerekmektedir. Bunu sağlayabilmek için gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri, tartışabilecekleri ortamlar sunmak gerekmektedir. Gençlerin teolojik (dini) konuşmalara dâhil olabilmesi için aşağıdaki hususlardan biri yâda bir kaçının karşılanması gerekmektedir:
✓ Din, gerçekten gençlerin kendileri için ilgi çekici ve önemli buldukları soruları ele almalıdır.
✓ Gençlerin fikirleri dini otoriteler ve eğitimciler tarafından ciddiye alınmalıdır.
✓ Gençler, hayatlarını ve çevrelerindeki dünyayı anlamlandırma çabalarında desteklendiklerini hissetmelidirler.
✓ Dinin çeşitli açılardan, diğer anlamlandırma sistemlerinden farklı olarak kendi anlam dünyalarını kurmada eşsiz bir katkısı olduğunu fark etmelidirler.
Bu hususları dikkate alan teolojik konuşmalar gençlerin ilgisini çekebilir. Ayrıca bu dönemde varsayımsal düşünce yapısının gelişmesiyle birlikte çok yönlü ve karşılaştırmalı bakış açısı gelişmekte, doğal olarak bunlara cevap arama ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Yine kimlik arayışı ile birlikte dini şüphe ve arayışlar belirginleşmektedir.
Dini konularda dayatma yapmadan, gencin fikirlerinin önemsendiği teolojik (dini) konuşmaların gencin dini ve manevi gelişimine önemli bir katkı sunacağını söylemek mümkündür.
4. Anlamlı Uygulamalar Oluşturmak: Gençlerin maneviyatını geliştirmek için öz farkındalık, kişisel keşif yoluyla kutsallık duygularını harekete geçirmek, kalıcı inancı meydana getirmede önemli role sahiptir. Manevi uygulamaların, Allah’ı sadece bilişsel boyuttan daha fazlasıyla tanımamıza yardımcı olan farklı öğrenme çıktıları vardır. İslam, hayatın içinde dinamik bir yaşayışta anlamını bulurken, namaz, dua, oruç gibi ibadetler yoluyla da müminleri manen güçlendirmeye çalışmaktadır. Dua deneyimleri ve namaz gibi ibadetler yoluyla manevi farkındalığı teşvik eden bir atmosfer yaratmak, genci manevi olarak besler ve geliştirir. Din eğitiminde gençler için güçlü ve anlamlı manevi deneyimler meydana getirmek, din eğitiminin etkili bir şekilde sürdürülmesi için önemlidir. Elkind’in de belirttiği gibi Allah ile dinamik, kişisel bir ilişkinin yolu bu tür deneyimlere bağlıdır.
5. Bağlamı Önemsemek: Herkes kendisini bir toplum ve kültür içinde bulur. Bu nedenle, bu toplum ve kültür yapıları inanç sistemlerini doğal olarak etkiler. Aidiyetlerimiz, işimiz, aldığımız eğitim ve yaşadığımız ülke, alışkanlıklarımızı ve dünya görüşlerimizi biçimlendirir. Toplumun kabulleri, normları hayatımızı şekillendirmektedir. Bugün gençler inanç gelişimlerini etkileyen birçok farklı bağlamlarda bulunmaktadır. Gençlere yönelik yaklaşımlarda bu gerçeği göz önünde bulundurmak gerekir. Bununla birlikte gençler çevrelerindeki dünyayı deneyimlemenin benzersiz bir yoluna sahiptir. Bu deneyimi tanımlamak için 1) Gençlik psikolojisini, (kimlik edinme süreci, ergenliğin uzaması) 2) Toplum kültürünü, (otorite kavramı bilginin yaygınlaşmasıyla değişti, kolektivizme karşı bireycilik revaçta, cinsiyet rolleri değişime uğradı) 3) Gençlik kültürünü (gençlerin kahramanları, rol modelleri, teknoloji, sosyal ağlar, oyunlar vs.) ve 4) Kişisel deneyimi incelemeliyiz.
6. Deneyimi Önemsemek: Deneyim, teori veya fikirleri şekillendirir ve genellikle deneyim teorilerden daha önceliklidir
Batı’da gençlerle deneyimleri üzerinde yapılan konuşmalarda genellikle dini deneyimlere rastlanmadığı görülse de bu konuda kültürel farklılıklar vardır. Örneğin ülkemizde yapılan bir araştırmada ergenlerin yaşadığı birçok deneyimi din ile ilişkilendirdiği anlaşılmaktadır. Ancak genel olarak din ergenlerin hayatında önemli bir yere sahip olmakla birlikte, kendisi için dini inancın önemli olduğunu söyleyenler de dâhil, bazı gençlerin kendilerini Allah’a özel olarak yakın hissettikleri herhangi bir ânı paylaşmadıkları görülmüştür.
Belki de bunun en büyük sebebi deneyimlerini Tanrı veya din ile ilişkilendirecek yetenekten yoksun olmalarından veya din olgusunun gençlerin gündemine getirilememesinden dolayıdır.
Ancak günlük deneyimlerin bir kısmı doğrudan dini çağrışımlara sahipken sıradan deneyimleri de din ile ilişkilendirilebilmek mümkündür. Özellikle başkaları için fedakârlıkta bulunmak, çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde gönüllü olmak bu türdendir. Dezavantajlı bireyler, çocuklar, fakirler, mülteciler için özveride bulunmak, sıkıntılarını gidermek için çaba sarf etmek bu açıdan önemlidir. İnsanlarla kurulan bu yardımlaşma bağları gencin Allah ile bağlarına da dolaylı olarak yansır.
Bu ilkeler dikkate alınarak yapılacak çalışmalar, gençlik çalışmalarının sağlam bir temel üzerine inşa edilmesine olanak sağladığı gibi gençlerin dini inançlarını güçlendirmelerine ve manevi gelişimlerine de katkı sağlayacaktır.