
ÖZGÜR SURİYE’NİN MEDİNELEŞMESİ
Aralık 2010 yılında özellikle yoksulluk, yolsuzluk, fakirlik, işsizlik, özgürlüklerin kısıtlanması gibi yaşamı zorlaştıran şartları protesto etmek için çakılan bir kıvılcım ile daha özgür ve daha insani ortamlarda yaşamak amacıyla başlamıştı “Arap Baharı”. Eylemlerin ilk gerçekleştiği dönemde bütün dünyada bir heyecan yaratmıştı. Tek tek diktatörler devrilmekteydi. Tunus, Mısır ve Libya’da diktatörler tek tek devrildiler. Ama ne yazık ki kurulan iktidarlar daha birkaç adım atmadan tekrar karşı darbelerle yıkıldılar ve baskılar da kat be kat arttı.
Arap Baharı olaylarında Suriye’de farklı bir süreç işledi. Suriye’de var olan yönetim diktatörlüktü ama ne yazık ki bazı farklı hesapların peşinde olan devletler, birçok insanın ölümüne, birçok insanın yurtlarından çıkmasına neden olmasına rağmen diktatörün iktidarda kalmasını sağladılar.
On üç yıl süren mücadelenin neticesinde 8 Aralık 2024 tarihinde Şam’ın alınması ve diktatör Beşar Esad’ın Suriye’yi terk etmesiyle bir dönem kapanmış oldu. Böylece Suriye Devrimi gerçekleşmiş oldu ve sıra Özgür Suriye’yi kurmaya gelmişti.
Devrimi gerçekleştiren kadronun omuzlarına çok büyük sorumluluklar yüklenmiş durumda. Çünkü bu devrim milyonlarca insanın kanına mal oldu. Aylan bebeklerin Akdeniz kıyılarına vuran bedenlerinin üzerinde yükseldi bu devrim. Bu devrim Sednaya Hapishanesi’nde işkenceler altında inleyen ve kendisinden haber alınamayan insanların kanları üzerinde yükseldi. Bu nedenle devrimi gerçekleştiren kadroya düşen, yıkılan diktatörlüğün yerine adalet devletini kurarak bu süreci nihayetlendirmektir. Devrimi gerçekleştiren kadronun, İslami hassasiyeti olan ve mücadeleye cihat ruhu ile katıldıklarını gördük. Bu İslami hassasiyeti olan insanlara düşen de devlet kurarken sadece sıradan bir devlet kurmak değil, bir medeniyet inşa etmek olmalıdır. Suriye Devrimi’ni gerçekleştirenlerin kuracakları Özgür Suriye’de bunu yapmaya mecburlar. Milyonlarca insanın hayatına mal olan bir devrimin neticesi daha güzel bir netice vermeyecekse akan kanlar boşa gidecektir ve vebali de ağır olacaktır. Nasıl ki Beşar Esad zulümleri ile birçok insanın kanına girdiği için büyük bir vebalin altına girmiş ise, Suriye Devrimi’ni gerçekleştiren kadrolarda basit hesaplardan dolayı ya da iktidar hırslarından dolayı başarı sağlayamayıp tekrar insanların kanına girerlerse Beşar Esad’dan farkları kalmaz.
Suriye’de Esad ülkeyi terk edince devrimi karalamak isteyen cenahların ağzından hemen, Suriye’nin yeni bir Afganistan olabileceği dillendirilmeye başlandı. Bir Müslüman olarak bu tür ithamlardan bıktık artık. Bizler mücadelenin en güzelini verip de neden neticeyi en güzel şekilde taçlandıramıyoruz. Müslümanların da başarıyla neticelenen zaferlere ihtiyaçları var.
Allah’ın Resulü Medine’de İslam Devleti’nin temellerini atarken sıradan bir devlet kurmamış bir medeniyet inşa etmiştir. Farklı inançtaki insanlar ve farklı milletler bir toplumsal sözleşme ile bir arada barış içinde yaşamışlardır.
Yeni devrim yeni devlet demektir. Yeni devletin temelleri atılırken de Medine Sözleşmesi eksenli bir yapılanmaya gidilebilir. Şu an yol gösteren çok olacaktır, ama asıl olan bütün insanların barış içinde ve özgürce yaşayacakları bir devleti inşa etmektir.
Rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in şu sözleriyle bağlayalım:
“İslami hareket, ahlaki ve sayısal güç ve çoğunluğa ulaştığında sadece var olan gayr-ı İslami iktidarı yıkmak için değil, yeni İslami iktidarı inşa edebildiği vakit, iktidarı teslim almaya çalışmalı ve yapabilmelidir.” (İslam Deklorasyonu)